5 Nisan 2010 Pazartesi

Eskilerde yazılmış, ortaya şimdi çıkan yazı..

Bazı gerçekler vardır, ve hiç bir şey ifade etmezler sana.. Hiç bi anlamı yoktur.. Ama doğrudurlar, gerçektirler sonuçta, ve onun doğruluğuyla kendi doğrunu birleştirme çabasındaysan, gerçekliğin ifadelerini algılamaya çalışırsın gün geçtikçe.. Zorunda değilsindir, evet, ama kendini kötü hissedersin onun bir anlıkta olsa inanmadığın bir şeyi savunmasıyla, lanetler okur bunun gibi yazılar yazarsın saçma.. Ve bir gün gözlerini açtığında bir o kalır bir de düşman gördüklerin yanında.. Hangisine sığınacağını şaşırır insan, kapar gözlerini, sezgilerinden ister önderlik etmelerini, onları dinler..


Şimdi dönüp baktığımda mantıksız bana bu satırlar, evet akıl karmaşasında karalanmış şeyler sanıyorum.. şimdi net düşüncelerim, zihnim açık.. Ve her şey yerli yerinde olması gereken gibi :) oturucak oturuşmamış olanlarda zamanla.. mutluluk..

22 Şubat 2010 Pazartesi

ilk kez karamsarlaşan bi yazı..

Ölüm kokuyor bu gece burnuma burası, sanki hissettirme çabasında kendisini... Sahte boşluğu içine alıyor beni, bir ışık yakmamla içimde kayboluyor git gide, yine de terk etti beni bu çirkin karamsar lanetiyle... Hapsetti beni o, kendi karamsar içime bu laneti ile..
Kendi içine, içindeki karanlıkla sıkışmak.. bu ne demek bilir misin? Sayıklarsın durduk yere onun-bunun adını fakat en çok kendininkini tekrar tekrar, unutmamak için..
Bir sessizlik vardır ortada kan kırmızı büyük lekeler halinde duran karanlıkta, ve bir de sen varsındır içinden hangi renk çıkabilirse sadece onu yaşatabileceği gerçeği yüzüne vurulan..
Tüm bunların ardında ise küçük elleri ve küçücük bir yüreği olan bi kız vardır hayret içinde karanlığına sıkışmış olan, "ben ne ara bu derece karamsarlaşabildim?.."

21 Şubat 2010 Pazar

kendinize ezberlettiğiniz "dost" safsataları..

Dost dediğinin sahteliğini öğrenmek.. Aslında eğer sahteyse, hep bi şüpheniz vardır, hep bi "ya şöyleyse?" diye sorarken kendinize, onun bir sözüyle avutursunuz kendinizi, ortalık yeniden karışmaya başlayınca yeni sözler söylenir ve yine yatıştırılırsınız sizde..
Ve başkalarının uyanışları olur bu konuda, size değer veren kişiler yardım etmek için açıklamaya uğraşır bu gerçekliği, ama duymak istediğiniz bu değildir ve siz sağır taklidinizle mutlusunuzdur, en azından mutluluğun da taklidini yapabilmeye uğraşırsınız.. fakat gün geçtikçe zorlaşır bu taklitler..
Bi gün gerçeklerin farkına varıldığında ise size zarar verdiğini göz önünde bulundurarak mesafe koymayı istersiniz, o ise size şimdiye kadar hiç değer vermediğini bariz bi şekilde kanıtlamak için anında siler sizi her yerden, aklından kalbinden.. -tabi kalbine hiç girebilmişmisinizdir sevgi besliyebicek şekilde, orası da muamma..- ve kendi hatalarını sizin sırtınıza yükleyip içindeki öfkeyi ve nefreti kat kat arttırır size karşı.. o kadar nefret doludur ki sizi geri kazanmak gibi bi düşünce yoktur aklında.. tek düşündüğü sizin ondan vazgeçtiğinizdir ve artık geri dönüşü olamayacağıdır (hah herşeyin bi geri dönüşü vardır..) o öyle ister, çünkü siz zaten onun için bir nesne gibiydiniz, yeri geldiğinde sizi ağlatan, yeri geldiğinde onunla birlikte ağlamanızı bekleyen, onun aldığı riskleri sizinde almanızı sağlayan bi nesne.. sizi mutsuz etmeyi amaçlayarak kendi mutluluğunu garanti ederdi..
şimdi yıllarca size biz dostuz diye ezberletiklerini kaybettiğinizi düşündükçe hala içiniz acıyordur elbet.. ama bunları bilmek biraz olsun rahatlatır insanı...

18 Şubat 2010 Perşembe

Sessizliğin kulaklarımı acıtmadığında yazdığım bir yazı..

Beklenmeyen insanların ardından belenmedik duygular çıkar ve tüm o peri masalı yerle bir olur.. Artık büyümmüşsündür, olgunlaşmışsındır.. Etrafındaki bir çok toyun aksine sen acıyı da tatmışsındır bir çok sevginin yanında.. Belki onlara toy demek bile küçük düşürür seni bunu bilirsin.. Ama risklerini göze alırsın, her dediğinin, her yaptığının... Asla eskiye dönemeyeceksindir.. Yapmadığın şeyler, onların yalanları vekuruntuları yani, gerçekmişçesine yüzüne vurulur her geçen gün, her geçen saniye.. Ve aslında her şeyinle gönülden inandığın insanlar bile yeri gelir güvenmez sana.. Yeri gelir yanlız bırakırlar..
Aslında yanlızlık iyidir yerine göre... Yanlızlık sessizliktir, ve sessizliğin kulaklarınızı acıtmadığı vakitler bunu kaldırabilirsiniz. Sessizlikle başa çıkabilenler için yanlızlık asla sorun olmamıştır zaten.. Yanlızlığı özleyenleri kınar onlar sadece.. Yanlızlığı özleyecek hale gelmek... Ne kadar acınası değil mi?

14 Şubat 2010 Pazar

Deniz

Denizi kimse anlatamaz
Hiç
Hiç kimse
Homeros anlatamadı
Dante anlatamadı
Anlatamadı Shakespire

Deniz
Yalnız deniz
Anlatır kendini
Ben de dinlerim

Arif Damar

farkındayım..

bazı şeyler vardır.. herkesin bilmesi gerekmez, ya da kimse bilmemelidir aslında.. bi salaklığınla herkes duyar ya işte sıçtığının farkındalığı o zaman gelir insana.. duymaması gereken kişiler varsa bir veya iki tane bile olsa, kimseye duyurmamak en doğrusuymuş aslında.. Farkına anca vardım işte ben..
şimdi bazı böyle boka sürüklenmiş şeyleri nasıl düzelticem onu soruyorum kendi kendime.. bi ateşin önünde duruyorum, dengem kaybolmuş ya bi tutunacak bi şey bulup kurtarmalıyım kendimi ve gerilemeliyim, ya da düşeceğim işte o ateşe.. gerilemek, canımı ateşe düşmek kadar yakmaz umarım..

ve ben farkındayım tüm bu yazılar kendi sayıklamalarım.. sadece kendime sayıklamalarım..

12 Şubat 2010 Cuma

öylesine

herkes kendi dünyasına çekilip yaşarken, sen başkasına açarsın hayatını onunla geçirirsin günlerini, yaşantını.. kimse anlamaz olur ikinizi, yakınlarınız düşman olur karşınızdakine, gün geçtikçe sağırlaşırsın.. kalbinin atışlarıyken tek yön göstericin, onun gözlerinden izleyebilirken hem kendini hem de onu, aşkı tanırsın o gözlerde..


alakasız bi konuya giriş yapacağım şimdi, biri gelir ya gerçekleri yüzünüze vura vura nefsinizi kırar içten içten, kemirir sizi o duygular ve aklınızdakileri o an oluşturamazsınız.. ne nefret edilesi bi durum.. onun doğrularıdır söyledikleri ve çok büyük bi ihtimal size de hitap eder, siz istemesinizde böyle gerçekleşiyor bu lanet saçmalık silselesi.. başkalarının ne düşündüğünün umrunda olmadığını ne kadar savunsan da istediğin kadar umrundadır eninde sonunda.. bazı kararlar alınması gerekir.. hayat böyledir.. Lanet.

6 Şubat 2010 Cumartesi

herkes aşk acısı çekiyomuş ayağında

Size bi kaç gerçeğim var, kusuruma bakmayın ama... İlk olarak o öldüğünüz bittiğiniz sizinle artık ilişkisi olmayan kişi var ya "sensizim,artık nefes almam anlamsız" falan gbi laflar sarfettiğiniz, işte o kişinin artık umrunda bile değilsiniz! Sizin bu kadar çırpınmanız karşısında o kılını bile kıpırdatmıyor, kıpırdatıyomuş gibi gösterip gelip ilgileniyomuş taklidi yapıp sizi oynatıp oynatıp gidiyosa o daha fena.. Gerçi yine aynı kapıya çıkıyo onun gözünde hiç bi değeriniz yok artık.. Kalmamış yani, bitmiş gitmiş.. Ve siz yalnızca birkaç kez elinizi tutmakla ilgilenmiş, toplasanız 10 saat gözlerinize bakmamış bi insan için sadece artık siz ona ilgi çekici gelmediğinizden (veya buna benzer farklı sebeplerden) ötürü kendinizi yok yere parçalıyorsunuz.. Günlerce, aylarca içmenizin veya her içtiğinizde on küfürler etmenizin, "tüm kadınlar böyle nankördür işte ", "bütün erkekler böyle şerefisizdir" şeklinde genellemeler yapmak inanın ne sizi rahatlatıcak ne de o sözde sizin hala çok çok değer verdiğiniz kişinin koşarak size gelmesini sağlıyacak.. Uyanın işte artık! Bi özelliği ona çok benzediği için başka insanları sevmeye uğraşıp başka özelliği ona benzemediği için onlardan uzaklaşmak gbi salak şeyler denemeyin! Farklı insanlara şans verin. Sözde o "standartlarınız" adı altına aldığınız "eski sevgilinin kopyası" türleri aramaktan vazgeçin! Hani o red edip yüzüne bile bakmadığınız tipler var ya, sadece eski sevgilinin kopyasını aradığın için tamamıyla sana ters gelen, işte onlarda birinin inanılmaz güzel bi kişiliği var belkide? Veya seni o kadar çok sevebilir, o kadar mutlu edebilir ki belki... Aaa ama pardon tabi sen hala o "aşık olduğun(!)" kişinin seni sevmemesiyle ilgilenip ağlamakla meşgulsün. Bak biliyorum sert bi dil kullanıyorum ama, eğer dönülemiyecek kadar büyük bi hayvanlık yapmadıysan ve onun vakti zamanında seni sevdiğine inanıyorsan o da yalan! Eğer kast ettiğimiz sevgiyse gelip bi şekilde uzlaşmaya varmış ve devam ediyor olurdunuz.. Ya da ortaklaşa bitirmiş.. Şimdi ya devam edip mızmızlanın " ama ama ama o beni seviyordu, ben ona hala aşığıııım" diye, hala her yerde onu arayın, onun kopyalarını bulmaya çalışın ve mükemmelinizi sadece ona benzetin (tekrar yaşamak için aynı acıları..) ya da risk alın, isteyen istediğini desin ben sadece sevmeme bakarım, gerisi umrumda değil diyebileceğiniz birilerimidir diyerek önünüzdekilere şans verin.. Her şey gayet açık .. Sevgiler.
Not: Buldum ki söylüyorum..